Yılbaşı Gecesine İslami Bakış – İslami Sohbet

By | 22 Ekim 2015

YIL BAŞI VE YILBAŞININ İHYÂSI

Allâh’ın koyduğu ilâhi kanun gereği hiç durmadan, mütemadiyen geceler gündüzleri, gündüzler geceleri kovalayıp gidiyor. Haftalar, aylar yerinde durmuyor, gelip geçiyor, derken bir bakıyorsunuz koskoca bir yıl geride kalmış. Artık o gelip geçen haftaları, geride kalan koskoca bir yılı, birbirini kovalayan gece ve gündüzleri geri getirmemiz mümkün değil. Harcadığımız bir yıllık ömrü, hatta onun bir nefesini bile tekrar geriye kazanmamız da imkânsız.

Pek çoğumuz elimizdeki nimetlerin, bize tanınan imkânların, boş zamanların, güzel mekânların, bolluk ve bereketlerin, sıhhat ve âfiyetin kadrini kıymetini bilemiyor, yerli-yerince, olması gerektiği hâliyle değerlendiremiyoruz. Pek çoğumuz da bunu değerlendirememiş olduğumuzun farkında bile olamıyoruz.

Bu gaflet ve gabâvet içerisinde iken içinde bulunduğumuz yılın bitmesine henüz aylar var iken, onun bitiminde gayr-i Müslimlerin işleyeceği rezâletler ortak olmak, günahlarına iştirak etmek için hazırlıklar yapıyoruz. Gafletimizin de farkında olamıyoruz. Biz kimiz, neyiz, nereden ve niçin geldik, vazifemiz, görevimiz nedir, nereye gidiyor, nereye sürükleniyoruz, işte bunu hiç düşünemiyoruz. Ne kadar boşlukta kaldığımızı idrak edemiyor, neye ve nasıl tutunacağımızı, neye yapışacağımızı, kimden ve neden, niçin kime sığınacağımızı dahi düşünemiyor, gayr-i Müslimlere benzemeyi, onlar gibi olup, onlar gibi günâhlar içinde bir hayat sürdürmeyi, ömrümüzü israf edip boş yere tüketmeyi mâ’rifet, Allâh’a isyânı hüner, günâhkârlığı meziyet, ahlâksızlığı Âdemiyet sanıyoruz. Canlar yakmayı, ırz ve namuslara tecâvüzü insan öldürmeyi, hindi yemeyi, çamlar devirmeyi, ocaklar söndürmeyi, içki içmeyi, kumar oynamayı, zinâyı, zânilik ve zâniyeliği, insan aldatmayı, yuva yıkmayı, nâmussuzluk yapmayı, şerefsizlik etmeyi, kısacası hayvan gibi yaşamayı kahramanlık zannediyoruz.

Hâsılı, ne yazık ki, insanlığımıza, Müslümânlığımıza, şeref ve onurumuza, haysiyetimize, dinimize, imânımıza, Kur’ân’ımıza ve hayırlı bir ümmet olmamıza yaraşır ve yakışır bir anlayışla değil, ecnebi âdetlerine, gayr-i Müslimlerin şiârına uygun yılbaşı kutlamaları yapıyoruz.

Şimdilerde pek çok sohbetlere ve yazılara şâhit olacağız.

Bâzıları Yılbaşı Gecesini uğursuzlukla suçlayacaklar, insanların suçunu maalesef o mâsum, o mubârek geceye yüklemeye çalışacaklar. Yılbaşı Gecesini, kötü bir gece olarak niteleyecekler. Böyle bir tavır içine girmek, o geceyi insanların yaptıkları yüzünden uğursuzlukla itham edip kötü bir gece olarak vasıflandırmak, nitelendirmek inancımıza göre çok yanlıştır.

Neden yanlıştır diyeceksiniz…

Yanlıştır. Çünkü o gecenin de yaratıcısı ve sâhibi yüce Allâh’tır.

Siz Allâh Teâlâ’yı Kur’ân-ı Aziym’üş-Şân’da herhangi bir geceyi veya gündüzü insanların yaptıkları, işledikleri günâhları sebebiyle kötülediğini, zemmettiğini, o gün veya o geceye uğursuzluk hamlettiğini hiç gördünüz, böyle bir âyet okudunuz mu? Var mı Kur’ân’da böyle bir beyân, ya da açıklama? Yok tabii.

Öyleyse meselenin özüne gelelim, asla dönelim şimdi.

Kur’ân’a baktığımız zaman her şeyin yaratıcısının ve bütün mülkün sâhibinin Allâh olduğunu görüyoruz. Şunu da görüyoruz ki, Allâh’ın yarattığı hiçbir şeyde uyumsuzluk, dengesizlik, abeslik ve uğursuzluk diye bir şey yoktur. Allâh’ın yarattığı şeylerden hiç birinde uğursuzluk söz konusu değilse, Allâh’ın yarattığı her şeyin inancımıza göre kutsiyeti var ise ki öyledir, o zaman herhangi bir geceye uğursuzluk atfetmek kimin haddine…

Uğursuzluk yılbaşı gecesinde değil, Allâh’ın lütfedip ömür verdiği, sağ-sâlim o geceye ulaştırdığı, “Ahsen-i Takviym” sırrıyla yarattığı, sonra da bâzılarını küfürlerinde inatları ve işlediği günâhları sebebiyle “Esfel-i Sâfiliyne” yuvarladığı gâfil, inançsız insanlar ile şuursuz Müslümânların yaptıkları rezâletlerdedir.

Yılbaşı kutlamalarının Hz. İsâ (a.s)’ın doğumu ile uzaktan-yakından hiçbir alâkası yoktur. Yılbaşında gayr-i Müslimlerin aylar önceden kutlamaya hazırlandıkları, 31 Aralık akşamı da rezâlet ve israf yönünden bütün mahâretlerini sergiledikleri şey onların noelbaba bayramı adı altında işledikleri günâhlarıdır.

Aslında bu rezâletler hiçbir akıllı insanın yapamayacağı kötülükler ve günâhlardır. Hele hele akl-ı selim sâhibi şuurlu Müslümânın bu taraklarda hiçbir bezi olamaz. Olmamalıdır da.

Peki, bu durumda Müslümânlar Yılbaşı kutlaması yapabilirler mi?

Ya da şöyle diyelim: Şuurlu, akl-ı selim sâhibi bir Müslümân Yılbaşı Gecesini nasıl değerlendirmeli, bir başka ifâdeyle nasıl ihyâ etmelidir?

Şuurlu Müslümânlar elbette Yılbaşı Gecesini kutlayabilirler, ve ihyasına çalışırlar. Müslümânlar Yılbaşını Allâh ve Rasûl’ünün râzı olacağı şekilde, akl-ı selime ve Kur’ân Prensiplerine uygun olarak şöylece ihyâ etmeye çalışmalıdır:

Müslümân, Ay’ın, Güneş’in, Yıldızların ve galaksilerin, gezegenlerin Allâh tarafından yaratıldığını, Allâh’ın bunların her biri için uzayda birer yörünge belirlediğini, bütün bunların kendilerine mahsus yörüngelerinde milim şaşmadan Allâh’ın emri ile dönmeye, yüzmeye devam ettiğini bilecek ve buna inanacak, günlerin ve gecelerin dünyanın kendi ekseni etrafında bir kez dönüşü ile meydana gelen bir kanun olduğunu, mevsimlerin de dünyanın hem kendi ekseni, hem de göneşin etrafında dönmesiyle oluştuğunu, bunda dünyanın ekseninin 23,5 derece eğik olmasının da rol oynadığını, günün 24 saat dilimine ayrıldığını, bir yılın 365 gün 6 saat olduğunu ve bir yılın oluşumu dünyanın güneş etrafında bir tam tur yapmasıyla meydana geldiğini bilecek, bunun da Allâh’ın kanunu olduğuna inanacak. Bu muazzam olayların ancak Allâh’ın emri, kanunu, gücü ve kudretiyle olacağının şuurunu yaşayacak.

Bu bilgiler ve inanç müvâcehesinde Allâh’a duâ, hamd ve şükredecek:

Aşağıya aldığım ve kaydettiğim âyetler üzerinde tefekküre dalacak.

“Mülk(ün tamamı kudret) elinde olan (Allâh’ın)şânıpek yücedir. Ki O(Allâh), her şeye gücüyeten(tek güçve kudret sâhibi)dir.-Mülk Sûresi: âyet:1-

“Doğu da, batıda (güney de, kuzey de görünen-görünmeyen bütün kâinat ve tüm mahlûkat, onları yaratan) Allâh’a âittir. Her ne tarafa dönerseniz (dönün), Allâh’ın zâtı oradadır. Allâh’ın ilmi muhakkak ki çok geniştir.”-Bakara Sûresi; âyet: 113-

= “(O Allâh) göklerin ve yeryüzünün yaratıcısı (ve tanzim edicisi)dir. Bir şeyi yaratmak istediğian,(yaratmak istediği o şeye) [OL] der, o (olmasınıistediği şey) de (her ne ise), hemen oluverir.”-Bakara Sûresi: âyet; 117-

= “(O Müşrikler putlar Allâh’ın kızlarıdır iddiasıyla, Yahûdiler Üzeyr ve Hıristiyanlar da İsâ Allâh’ın oğludur diye iddia ederek): Allâh çocuk edindi, dediler. (Oysa Allâh çocuk edinmek gibi şeylerden müstağnidir.) O yücedir. (Asla çocuk edinmemiştir). Göklerde ve yerde (her ikisi arasında) mevcut ne varsa hepsi O’nundur. Hepsi de O’na (Allâh’a) boyun eğmiş,(teslim olmuş)tur.”- Bakara Sûresi: âyet; 116-

“(Ey Rasû’lüm Sen o kâfirlere): göklerde ve yeryüzünde (ve yerle gök arasında, yerin içinde ve de derinliklerinde mevcut) olanlar kimindir? (onlar kime âittir, onların hakiki sâhibi kimdir?) diye sor. Ve (hemen ardından da, onların cevap vermelerini beklemeden kendin cevaplayarak onların hepsi) Allâh’ındır. (onların tamamı Allâh’a âittir, hepsinin tek sâhibi Allâh’tır) de! (Zirâ zâten onlar da: Allâh’tır diyeceklerdir. Buna rağmen: Öyleyse neden inkârcıları hemen cezâlandırmıyor derler ise de, Sen onlara de ki:) Çünkü O (Allâh, kulları hakkında, yarattıkları hakkında) kendi üzerine rahmet yazdı. (Ama siz şimdi böyledir diye, Allâh biziinkârlarımıza rağmen cezâlandırmıyor diye, sonradan da hiç cezâlandırmayacak gibi bir ümide kapılıp da kendinizi garanti altına almış olduğunuzu zannetmeyin. Zirâ O Allâh) vuku bulacağında asla şüphe olmayan Kıyâmet Gününde sizi (kendi huzur-u ilâhisinde) toplayacak, (dünyâda iken inkârlarınızın, küfrünüzün, irtikâp ettiğiniz günâhların, Peygambere, ashâbına ve ümmetine ettiğiniz kötülüklerin elbette bir bir ve teker teker hesâbını soracak, sizi mutlaka hak ettiğiniz, suçunuzla mütenâsip cezâ ile tecziye edecek, cezâlandıracaktır. Bunun böyle olacağı hakikatine) ancak (küfrü imâna tercih edip, inkârları sebebiyle) kendilerini zarara sokanlar inanmazlar.”-En’âm Sûresi: âyet; 12 –

“Gecede ve gündüzde barınan her şey O’nundur. (Allâh’ındır). O (Allâh) her şeyi (doğrudan doğruya, kulağa veya herhangi bir âlete muhtaç olmadan) duyan ve her şeyi (hiçbir şeye muhtaç olmadan, doğrudan ve de bütün yönleri ile, tüm teferruatıyla eksiksiz, tam ve mükemmel olarak) bilendir. (Duymak ve bilmek hususunda da hiçbir şey Allâh’a kapalı kalmaz.)” -En’âm Sûresi: âyet; 13 –

“O(Allâh) gökleri ve yeri hak ve hikmet üzere yaratandır. Ol! Dediği gün (olmasını istediği her şey ânında) oluverir. O’nun (Allâh’ın) sözü gerçektir. (Şimdi olduğu gibi) Sûr’a üfürüldüğü günde de mülk (yine) O’nundur. O (Allâh), gizliyi de açık olanı da bilendir ve O (Allâh), hikmet sâhibidir, her şeyden haberdardır.” -En’âm Sûresi; âyet: 73 –

“Âdetleri üzere,(yani Allâh’ın koyduğu kanunlar çerçevesinde ve Allâh’ın emrine uyarak Allâh’ın kendileri için belirlediği husûsî yörüngelerinde) deveran eden, (o yörüngelerinden hiç sapmadan dönüp duran) Güneş’i ve Ay’ı sizler için faydalı kılan (ve istifadenize sunan), gece ile gündüzü de sizin yararınız için (birbiri ardınca gelip gitmelerini sağlayan; geceyi istirahat etmeniz için, gündüzü de maişetinizi temin edebilmeniz için çalışma vakti) kılan da yine Allâh’tır.” -İbrâhiym Sûresi; âyet: 33 –

= “Onun, (yani erkek olsun kadın olsun her insanın) önünde ve arkasında (o insanı her türlü kötülük ve belâlardan) Allâh’ın emriyle (onu)koruyan (ve o insanı her nerede olursa olsun, nereye giderse gitsin) tâkip eden, (o insanın yaptıklarına şâhitlik eden, yaptığı her işi ve ameli kayda geçiren hafaza ve yazıcı melekler) vardır. Bir toplum, (yani o toplumu oluşturan, o kavmin unsurları olan insanlar aslında) özlerinde (fıtraten var olan) güzel, (iyi ve hayırlı) hasletleri, (özellik ve hususiyetleri, huyları, güzel ahlâkı) değiştirmedikçe, Allâh da onların özlerinde bulunan (güzel hususlar)ı, (onlara vermiş olduğu güzel nimetleri ve meziyetleri kötüye, kötülüğe, hayırlı olanını şerre) değiştirmez. Eğer Allâh (herhangi) bir topluma, ( özlerindeki güzel hasletleri kötüye değiştirmeleri sebebiyle herhangi) bir kötülük dilerse, artık onu geri çevirme diye bir şey yoktur. (Artık bundan sonra) onların Allâh’tan başka (onlardan bu kötülüğü kaldırıp atabilecek) hiçbir yardımcıları da yoktur.”-Ra’d Sûresi; âyet: 11 –

“(Ey Rasûl’üm Muhammed [s.a.v]!) Sen o kâfirlerin canlarını alırken meleklerin onların yüzlerine (yüzlerine) ve sırtlarına (sırtlarına, ellerindeki gürzler, sopalar ve kamçılarla) vurarak: Tadın (burada şimdi bakalım dünyâda sağlığınızda yaptığınız kötülüklerin, işlediğiniz günâhların ve özlerinizde fıtraten var olan güzel meziyetlerinizi kötü huylara, fena işlere, şer amellere değiştirmiş olmanın bedeli olarak) cehennemin ( can yakıcı azâbını) dediklerini (bir duysan ve onların o acıklı hallerini bir) görseydin…* (Ey Rasûl’üm kâfirlerin müstahak oldukları bu cehennem azâbı için melekler onlara dediler ki): İşte bu (başınıza gelen belâ, size isâbet eden bu cezâ, dünyâda iken nefislerinize ve şehvetlerinize uyarak sizin kendi) ellerinizin yapıp, önden gönderdiği (kötü) işler yüzünden gelmiştir. Muhakkak ki Allâh kullar(ın)a (asla) zulmedici değildir.* (Ey Rasûl’üm! Bu kâfirlerin gidişatı da) aynen ( kendilerinden önce gelmiş-geçmiş) Firavun âilesi ve onlardan da önceki (kâfir)lerin gidişi gibidir. (Onlar da tıpkı bu kâfirler gibi) Allâh’ın âyetlerini inkâr etmişlerdi. Allâh da onları (işledikleri) günâhları sebebiyle (kıskıvrak) yakalamıştı. Zira Allâh (sınırsız) güç sâhibidir. O’nun, (Allâh’ın) cezâsı da çok şiddetlidir.* (Bu azâba müstahak olanların çektikleri ve çekecekleri cehennem) azâbının sebebi(ne gelince o da şudur): Bir millet kendi (özleri)nde bulunan (güzel haslet ve meziyetleri, güzel ahlâk ve huylar)ı değiştirinceye kadar Allâh onlara verdiği nimetleri değiştirecek (o nimetleri ellerinden alıp onları azâba, gazâba, felâketlere sürükleyecek, cehennemle cezâlandıracak) değildir. Ve Muhakkak ki Allâh (her şeyi, kullarının duâ ve niyâzlarını, feryat ve yakarışlarını, fısıltılarını, bütün söyleyip konuştuklarını, sarfettikleri galiz ve küfrü mucip lâkırtılarını) çok iyi işiten, (her şeyi, kullarının bütün amel ve fiillerini hakkıyla) bilendir*.”-Enfâl Sûresi; âyet: 50-53-

Artık bu âyetler üzerindeki tefekküründen sonra:

Oturmalı ve geçmiş yılın bir değerlendirmesini yapmalı. Bu bir nefis muhasebesidir. Kendisi için, çoluk-çocuğu için, ana-babası için, Müslümânlar için, Allâh-Peygamber için; dini-diyâneti için, Kur’ân için, insanlık için neler yapmış. Bunların hesâbını, mukâyesesini yaptıktan sonra da ellerini açıp, ihlâs ve samimiyetle Rabb’ine yalvarmalı, yakarmalı, duâ etmelidir.

Ya Rabbi! Sana sonsuz hamd ü senâlar olsun. Sen lütfettin, kerem eyledin de bu âciz, bu nâciz, bu hakir, bu fakir kulunu sağ-sâlim yeni bir yıla ulaştırdın. Bize lütfettiğin bu yeni yılı hakkımızda hayırlı eyle. Hayırlara vesile eyle. Bu yeni yılda Müslümânlara zulmeden zâlimleri ıslâh, ya da kahr u perişan eyle. Geçen ve artık bir daha geriye gelmeyecek olan yıl içerisinde beşerî gücümüz ve imânımız nisbetinde eğer yapabilmiş isek, yaptığımız bütün hayırlı amellerimizi dergâhında makbül ve mu’teber eyle, günâhlarımızı lütfunla ve kereminle afv ve mağfiret eyle. Geçen yıl boyunca bana tanıdığın imkânlara, bahşettiğin sıhhat ve âfiyete rağmen sana lâyıkı ile kulluk yapamamışsam, gaflete, gabâvete dalmışsam, nefsime, behimi arzularıma uymuş, Şeytanın, hevâ ve heveslerimin kulu-kölesi olmuşsam, sen Rahmânsın, Rahiymsin, affedicisin, affetmeyi seversin; affetmek, bağışlamak senin şânındandır, beni de affettiklerinin içine dâhil eyle yâ Rabbi! Sen Tevvâbsın, tevbeleri kabul edensin, ben de nâdim oldum, yaptığım kötülüklere, irtikâp ettiğim günâhlardan dolayı pişmânım, sen nedâmetimi, pişmanlığımı, tevbe ve istiğfarlarımı kabul buyur, beni bağışla, beni de, ana-babamı da, çoluk-çocuğumu da, bütün Mü’min ve Mü’mine kardeşlerimi de bağışla, affeyle Allâh’ım!

Ey Allâh’ım bize lütfedip bağışladığın bu yeni yılda bana, bütün din kardeşlerime Allâh için, Peygamber için, Kur’ân için, dinim-diyânetim için, vatan ve milletim için, tüm İslâm Âlemi için hayırlı işler yapmayı nâsip eyle!

Sâlih amelleri işlemekte, namazımı, orucumu, zekâtımı, haccımı ifâ etmekte; kelime-i tevhidi, kelime-i şehâdeti dilimden eksik etmemekte ve bunların hakkını vermekte beni de, ana-babamı, çoluk-çocuğumu da muvaffak eyle. İslâm Âlemini sulha, sükûna, huzura kavuştur, İslâm düşmanlarına, zâlimlere fırsat verme yâ Rabbi!

Ey Rabb’im! Yâ İlâh’el-Âlemiyn! Bu yeni yılda beni, ana-babamı, çoluk-çocuğumu, hısım-akrabâmı, konu-komşumu her türlü azgınlık ve taşkınlıklardan, isyândan, emrine aykırı hareket etmekten, gaflete dalmaktan, günâh çukurlarına yuvarlanmaktan, nefse uymaktan, Şeytanın tuzaklarına düşmekten, vesvese ve desiselerinden muhafaza eyle!

Ey Yüce Rabb’im! Sen bu yeni yılda bizleri, ana-babamızı, çoluk-çocuğumuzu, konu-komşumuzu, akrabâ ve hısımlarımızı, bütün din kardeşlerimizi, vatan ve milletimizi, bütün İslâm âlemini görünür-görünmez bütün kazalardan, belâlardan, âfatlardan, tufanlardan, şeytanın hile ve hud’âlarından, tuzaklarından, düşmân istilâsından muhafaza eyle. Müslümânlara her zaman muzafferiyetler, galibiyetler ihsân eyle Allâhım! Bu yıl içinde, yıl boyunca yaşamamız mukadder ise hayırlı ömürler, ölmemiz mukadderse hayırlı ölümler; imân ve Kur’ân’la, kelime-i şehâdetle can vermeler nasip eyle Allâh’ım!

Evet, bir yılbaşı gecesinde imânımızla, Müslümanlığımızla uygun düşecek, Rabb’imizi ve Peygamber’imizi hoşnut ve râzı edecek amellerimizi daha da şumüllendirip çoğaltabiliriz.

Böyle bir yeni yılın bize bahşedilmiş olması münâsebetiyle gücümüz nisbetinde Kur’ân okur, şükür veya kaza namazları kılabiliriz. Hiçbir şey yapamazsak bile oturur Allâh’ın azamet ve kudretini, bizlere yaptığı in’âm ve ihsanları, nimetleri tefekkür edebiliriz. Bütün bunlar Müslümâna sevap kazandıracak hayırlı davranışlardır. Fakat böyle bir gecede her türlü menhiyâtın işlendiği, rezâletlerin, pisliklerin, kötülüklerin, şerlerin, ahlâksızlıkların, edepsizliklerin diz boyu olduğu; insanlık dışı davranışlarla insan görünümündeki mahlûkât tarafından hayvanlardan da aşağı sapıklıkların sergilendiği ortamlardan kesinlikle uzak durmamız, bu gibi yerlerin yanından-yöresinden, kıyısından bile geçmememiz gerekmektedir.

Ayrıca Yılbaşı Gecesi yani 31 Aralık akşamı Mekke’nin Fethinin de yıl dönümüdür. Bazı cemaatler, dernekler Yılbaşı Gecesinde bir alternatif gece olarak Fethin anlatıldığı sohbetler, konferanslar tertip etmektedirler. Buralara iştirak etmekle de Yılbaşı ve Fetih Gecesi değerlendirilip ihyâ edilebilir.

Bu vesile ile iyi bir nefis muhasebesi yapabileceğimiz, hakkıyla değerlendirmeyi, ihyâ etmeyi arzuladığımız, bu ruhla kutlanacak Yılbaşınızı, Yeni Yılınızı ve Mekke’nin Fetih Yıl dönümünü tebrik eder, hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Allâh’tan temenni ve niyâz ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir