Müslüman ve Yılbaşı Kutlaması

yılbaşı

Gayr-i müslimlerin âdetlerine özenerek, hindili, pastalı, çam ağaçlı, İslâmî değerlerle bağdaşmayan gâfilâne eğlenceler ve azgınlık tufanlarında ziyan etmek, hiçbir müslümana yakışmaz. Fakat bu nevî davranışlara meyleden gaflet şaşkını din kardeşlerimiz varsa, onları yumuşak bir lisan ve nâzik bir üslûb ile îkaz etmek de bir îman mes’ûliyetidir.

Ay ve Güneş; ilâhî kudret, azamet ve sanatın iki büyük tecellîsidir. Âyet-i kerîmede: 0“Güneşi ışıklı, Ay’ı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona (Ay’a) birtakım menziller takdir eden O’dur…” (Yûnus, 5) buyrulmaktadır.

İster Kamerî, ister Şemsî yıl başlarında mü’mine düşen, geçen senelerin muhâsebesini yapıp hatâ ve kusurlarının telâfîsi için istiğfar ve sâlih amellere yönelmek, ömründen kalan kısmın geçen kısımdan daha hayırlı olması için gayret-i dîniyyesini artırmaya çalışmaktır.

Unutmayalım ki günleri ve geceleri yaratan; ayları ve yılları yenileyen Rabbimiz; kıyâmet günü hepimizi ömür nîmetinden hesaba çekecektir. O zorlu gündeki hesabımızın kolay olması için bugün kendimizi sık sık hesaba çekip hayatımıza îman ve sâlih amellerle istikâmet vermemiz elzemdir.

FİKRİ VE AHLAKİ YOZLAŞMALAR TAKLİTLE BAŞLAR

Böyle bir muhâsebeyle ihyâ edilmesi gereken bir zamanı, gayr-i müslimlerin âdetlerine özenerek, hindili, pastalı, çam ağaçlı, İslâmî değerlerle bağdaşmayan gâfilâne eğlenceler ve azgınlık tufanlarında ziyan etmek, hiçbir müslümana yakışmaz. Fakat bu nevî davranışlara meyleden gaflet şaşkını din kardeşlerimiz varsa, onları yumuşak bir lisan ve nâzik bir üslûb ile îkaz etmek de, bir îman mes’ûliyetidir.

Gayr-i müslimlere benzememek, İslâm şahsiyet ve vakârını muhâfaza etmenin en mühim şartlarından biridir. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ibadetlerde bile gayr-i müslimlere benzememizi yasaklamıştır. Zira gayr-i müslim­lere veya fâsıklara benzemek ve onların nefsânî hayat tarzlarını taklit etme hastalığı, îmânı tehlikeye atan hususlardan biridir. Îman temelindeki çözülmelerin, fikrî ve ahlâkî yozlaşmaların birçoğu, bu tür taklitlerle başlar. Taklit, zamanla alışkanlık ve huy hâline gelir. Bunun içindir ki hadîs-i şerîfte:

“Kim bir kavme benzemeye çalışırsa, o da onlardandır.” buyrulmuştur. (Ebû Dâvûd, Libâs, 4/4031)

İSLAM DIŞINDAKİLERE BENZEMEMENİN ÖNEMİ

Cenâb-ı Hak da âyet-i kerîmede, kimlere benzemeye çalışmamız gerektiğini şöyle beyan buyurmaktadır:

“Kim Allâh’a ve Rasûl’e itaat ederse işte onlar, Allâh’ın kendilerine lûtuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehidler ve sâlih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” (en-Nisâ, 69)

“…Gazaba uğrayanların ve sapıkların (yoluna) değil.” (el-Fâtiha, 7) buyurarak, İslâm dışındakilere benzemeyip onların yolundan, hâlinden ve âdetlerinden uzak durmamızı emretmektedir.

Velhâsıl bir müslüman, her zaman ve mekânda İslâm’ın vakârını, şahsiyet ve karakterini temsil etmekle mükelleftir.

Babasultan

Aslen Amasya'lı olan yazarımız; 1968 yılında babasının memuriyeti nedeniyle Nevşehir'de dünyaya geldi. Tahsil hayatını çeşitli illerde tamamladı. 1989 yılında Uzman Jandarma olarak T.S.K. saflarına katıldı, yurdun çeşitli yerlerinde 22 sene görev yaptıktan sonra 2011 yılında kendi isteğiyle emekli oldu ve İzmir'e yerleşti. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir